My Items

I'm a title. ​Click here to edit me.

Simetri-Vitrivius Kuralları Nelerdir ?

Bir Yunan terimi olan “summetria” nın hiçbir Latin karşılığı olmadığı için Vitrivius bu terimi tanıtmak amacıyla “symmetria” olarak çevirdi. Vitrivius, tasarımı 3 temel prensibe bağlamıştır. Güç, yarar ve zarafet. Vitrivius’a göre simetri büyük yapıların her bir bölümüne ve bütününe zarafet katmakta büyük rol oynamaktadır. Bir şeyi ortadan böldüğümüzde sol taraftaki her şeyin yansımasını sağ tarafta görmemiz onun simetrik olmasından kaynaklanır. Bu insan vücudunda da böyledir ve Vitrivius bunun üzerinden pek çok örnek vermiştir. Ayrıca parça ve bütün arasındaki ilişki için “respondere” terimini kullanır. Simetri doğada, yapılarda, makinelerde ve pek çok alanda kullanılır. Örneğin; savaş silahlarının tasarımında düzgün çalışabilmesi için makine parçalarının ölçek ve oranları göz önüne alınmıştır. Yapıların da makinelerin de tasarımcıları simetrinin kurallarını takip ederek tasarımlarında başarıya ulaşmışlardır. Aynı zamanda güzellik ve denge, zarafet ve oranlar gibi pek çok tartışmanın da konusu olmuştur. Vitrivius’un ideal insan tanımlamasından sonra karmaşık gibi görünen şey herkes tarafından daha anlaşılır hale geldi. Güzele ulaşmak için insan oranları temel alındı. Pek çok kültüre ve mimarilerine de yön veren, yeni anlamlar katan bir tanımlama yapan Vitrivius simetri kuralları günümüze kadar gelmekte ve kullanılmaktadır.

GÜZEL BİR HAFTA İÇİN PAZAR RUTİNİ

1- Yapılacaklar listeniz için her güne bir tema belirleyin. Haftanızı planlarken, her güne belirli bir görev verin. Her gün öncelikli olarak belli bir göreve odaklanırsanız verimliliğinizin artacağından eminim. Örneğin, blog işleri, ders tekrarı gibi kendinizce işlerinizi listeleyebilirsiniz. Günlük listenize üçten fazla şey eklememenizi öneririm çünkü bunun amacı sizi yüklere boğmak değil işlerinizi kolaylaştırmak. 2- Ruhsal gelişiminizi atlamayın. İşlere başlamadan önce kendinize vakit ayırmayı da planlamayı unutmayın. Mutlaka açık havada vakit geçirin, temiz hava soluyun. 3- Dijital detoks gecesi yapın. Haftanın son gecesinde yeni bir haftaya başlamadan kafanızı tamamen boşaltmalısınız. Bütün dijital ekranlardan uzak durarak huzurlu ortamınızı kendiniz sağlayabilirsiniz. İster kitap okuyarak ister müzik dinleyerek size iyi gelecek ne varsa onu yaparak kendinize dönmelisiniz. 4- Kişisel bakımı atlamayın. Kendi vücudumuz her şeyden önce geliyor. Kuaföre gitmenize gerek bile yok evinizin rahatlığında yapacağınız maskeler, bakımlar hafta boyu yorulan vücudunuza/cildinize o kadar iyi gelecek ki haftaya daha özgüvenli başlayacaksınız. 5- Yiyecek-içecek sınırlaması. Hafta boyunca çok fazla tükettiğiniz çay-kahveye haftasonunuzda biraz ara vermek vücudunuza çok iyi gelecektir. Mümkünse hafta boyunca da çay kahve içmenize bir sınırlama getirin. Yiyecek konusunda ise sürekli alelacele atıştırdığımız sağlıksız yiyecekler yerine hafta boyunca yiyeceklerinizi planlamanız hem sağlığınız hem kilonuz açısından çok daha faydalı olacaktır. 6- Uzuuun ve keyifli bir duş alın. Son olarak yeni bir haftaya başlamadan önce haftanın bütün yorgunluğunu üzerinizden alacak uzuun ve keyifli bir duş alıp en rahat pijamalarınızı üzerinize geçirin. Bütün bunlardan sonra huzurlu bir uyku zaten kaçınılmaz.

5 ADIMDA KENDİNİZİ KEŞFEDİN - Quick Meditation

Günlük hayatta hepimiz çoğu zaman kaybolmuş, mutsuz ,yorgun hissediyoruz. Bazen ne yapmak istediğimizi unutup sadece koşuyoruz.Bir akış içinde olmalıyız ama bu nereye olduğunu boşverip durmayıp dinlenmemek demek değil. 1- Hemen şimdi her şeyi bırakın. Elektronikleri, insanları, duyguları... Rahat hissedeceğiniz bir pozisyona geçin. (Bu yatmak da olabilir, oturmak da, hatta ayakta durmak bile olur) Gözlerinizi kapatın ve kendinize sessiz bir ortam sağlayın. 2- Şimdi zihninizde iyi ya da kötü ne varsa çıkarmaya çalışın , zihninizdeki düşünceleri bir mıknatıs kabul edin ve düşüncelerinizi ittiğinizi hayal edin. Mıknatısla ilgili kabul edilmiş ön bilgilerinizi unutun , o kelimenin size hissettirdiği ilk düşünce olan çekmek düşüncesini de İTİN. Bütün bunları zihninizde canlandırın ve gerçekleştiğini göreceksiniz. Somutlaştırmak çoğu zaman meditasyona yardım eder. 3- Şimdi eğer yorgun, başı ağrıyan ve yapmakta zorlananlarınız varsa (geri kalan herkes gibi) doğru yoldasınız ! Şimdi tek yapmamız gereken odaklanmak . Kötü enerjiyi üstünüzden atmalısınız . Biriktirdiğiniz tüm kötü duyguları, size iyi gelmeyen her şeyi, tüm olumsuzlukları ,bir bulut farz edin. Siyah bir bulut. Bedeninizi terk ettiğini düşünün. Bu işlemi sırayla yapın. Önce başımdan , sonra kollarımdan , parmaklarımdan gibi… Beyazladığınızı hissedin. Siyah beyaz olumlu ve olumsuzu çağrıştıran ilk renkler olduğu için siyah beyaz , siz istiyorsanız pembe , mor lacivert de yapabilirsiniz. 4- Şuan en güzel kısım için hazırsınız. Her şeyden arındınız. Kendinizle baş başasınız. Şuan bir tek siz varsınız. Bu süreçlerin hepsinde nefesi unutmayın. Çünkü nefes size güvende hissettirecek. Kendinizi ne kadar sevdiğinizi ona ne kadar saygı duyduğunuzu düşünün, ne kadar yol aldığınızı , neler başardığınızı, neler yapmak istediğinizi, çabanız için tebrik edin kendinizi. Bunun için illa bir çok şey başarmış olmak gerekmiyor. Başarısız hissetseniz bile hatta kendinizi sevmeseniz bile , sevecek şeylerinizi bulun. Erkek arkadaşınız , yada en yakın arkadaşınız gibi. Kendinizin en yakın arkadaşı olun. 5- Kendinize şefkatli olun. Benliğinizden çıkın ve kendinizi dinleyin , annenizi dinler gibi yada kardeşinizi, belki de bir dostunuzu. O size ne kadar güzel olmadığından bahsetse ya da başarısızlıklarını anlatsa ona daha fazla hakaret mi ederdiniz yoksa sarılıp teselli mi? İşte kendinize de böyle davranın, o zaman her şey çok daha güzel olacak. Gideceğiniz yollar atacağınız adımlar daha net olacak.

HER CİLT TİPİ İÇİN CİLT BAKIM YÖNTEMLERİ

ARPA ÇAYI İÇİN Hepimiz Korelilerin ciltlerinin ne kadar harika göründüğünü biliyoruz.Ben de bu sırrın altında yatan gizemleri araştırmaya karar verdiğimde arpa çayıyla karşılaştım. Tonik görevi görerek ciltteki kiri ve ölü tabakayı temizleyen arpa çayının kürü soğuduktan sonra temiz cilde uygulanmasıyla cildimiz arınıyor,gözenekler açılıyor ve eğer haftada 2-3 kez bunu tekrarlarsanız cilt lekelerinde azalma bile görüyorsunuz. Okuduğum yazılarda Kore’de arpa çayının bebeklikten itibaren tüketildiği, hatta çoğu ev ya da lokantalarda içme suyunun yerini aldığı yazıyordu.Biraz daha araştırınca arpa çayının harika bir antioksidan ve mineral kaynağı olduğunu aynı zamanda kan dolaşımını arttırdığını öğrendim. Cilde faydalı olduğu kadar kilo vermede de etkili olduğu söyleniyor. Bunların yanı sıra arpa çayının muhteşem etkilerinden faydalanabileceğiniz alanlardan bazıları: -Mide ağrıları -Uyku problemleri azaltılması -Kabızlık -Soğuk algınlığı -Diş çürümesi -Kolesterol EGZERSİZ YAPIN Egzersiz yapmak akıllara sadece kilo vermeyi ya da kas yapmayı getirse de günümüzde bu algıyı yavaş yavaş değiştiriyoruz. Yapılan araştırmalarla kalori yakmak, forma girmek dışında, sporun stresi azalttığı kadar cilde de faydalı olduğu görülüyor.(Ki aynı zamanda sivilcelerimizin büyük sebepleri de yine strestir)! Cilde sağladığı oksijen ve besinler sayesinde yaptığımız egzersizler bizi daha sağlıklı bir cilt rengine kavuşturuyor ! SODA-LİMON KÜPÜ Gençliğinizi korumak için yüzünüzden sıcak suyu olabildiğince uzak tutmanızda fayda var. Cilde iyi gelen ürünleri de buz halinde kullanmanız oldukça pratik ve revaçta olan bir çözüm yolu. Özge Özpirinçci’nin de gençliğinin ve güzel cildinin sırlarından biri olan soda-limon karışımını dondurup yüzünüzde gezdirmenizin cildinize faydasını gördüğünüzde şaşıracaksınız. SÜTÜ KULLANIN Süt hem harika bir temizleyici hem de harika bir nemlendiricidir. Sütü cildimize sürüp pamuk yardımıyla yaydığımızda temizleyici görevi görerek gözeneklerimizi açıp temizleyen,soğuk halde yine pamuk yardımıyla yüzümüze yaydığımız sütü 15-20 dk yüzümüzde bekletip soğuk suyla duruladığımızda da harika bir nemlendirici görevi görüyor. Bu kolay yöntemi uyguladıktan sonra bana kesssinlikle yazın.Tepkilerinizi merak ediyorum!! Ha bu arada sütte bulunan laktik asit sayesinde ölü cilt hücrelerinden kurtulduğumuz, cildiğimizi ovaladığımızda alttan taptaze bir cildin geldiğini aşama aşama gördüğümüz ayrıca bir de yine pamuk yardımıyla bölgesel uygulandığında güneş yanıklarına da iyi geldiği kabul edilmiş gerçeklerden bazıları.

ZAMAN

Her şeyi oluruna bırakmak her zaman otomatik kararlara yol açmadığı gibi ters de tepebiliyor. Yani bu kararlar üzerinde harcadığımız enerjiyi amaçlarımızı gerçekleştirmeye harcasak çok daha iyi olur. İnsan hayatı boyunca hep daha fazlasını ister. Daha fazla mutluluk, daha fazla para, daha fazla sevgi. Peki açgözlülükten midir tüm bunlar ? Sadece canı öyle istediği için midir ? Etrafta gördüğü “daha iyileri” için mi ? Birçok açıklaması var bunların herkesin kendine göre sebepleri var. Kimi paranın mutluluğu getireceğine inanır daha çok çalışır. Kimileri de ne kadar çok insan onu severse o kadar mutlu olacağına… Benim düşüncemse hepsini kapsıyor : Haz. İnsan ne kadar fazlasını elde ederse o kadar haz alıyor. Bu kadar güzel bir duygunun bile ona zarar verdiğini anlamıyor bu süre içinde. Bir şeyi başarmak, ilerlemek, elde etmek herkesi memnun eder. Daha fazlasını elde etmek ise herkese ayrı bir haz verir. Peki ya bu haz denen şey bize zarar veriyorsa. Ya beklentilerimizi gereksiz yükseltip hayal kırıklığına uğramamıza sebep oluyorsa, ya da gitgide çevremizdekilere bel bağlamamıza ? Ne kadar iyidir ne kadar kötüdür bilemem. Ama insan bu duyguyla başa çıkamadığında en çok kendini hırpalar. Elde etmek demek belki bazı konularda hoş durmuyordur. Mesela sevgide. Birinin sizi sevmesini istersiniz, sever, daha çok sevmesini istersiniz, daha çok sever ve sonu gelmeyen bir döngüye sokarsınız karşınızdakini de kendinizi de. Seviyor ama bunu da yapmalı gibi türlü beklentilere sokarsınız kendinizi. Bir şeyi oluruna bırakmak bize hep zor gelir. Zamana bırakmak hep zordur. Bekleyemeyiz. Sabırsızlanırız. Hemen olsun isteriz. Uğraşırız kendimizce ama belki de bazı durumlarda uğraşmasak daha iyidir. Belki de o malum zamana bırakılması gereken bazı durumları ayırt ettiğimizde uğraşmanın bizi boş yere çırpınıp üzmekten başka bir şeye yaramadığını görürüz. İstediğiniz şeyler uğruna hareket etmezseniz kimse sizin yerinize gelip yapamaz bunları. Sizi yine siz kurtarırsınız. Sizin ipleriniz yine sizin elinizde. Ama bir noktada herkesin, yeryüzündeki herkesin o ipleri bırakıp bir nefes alması gerekiyor. Yoksa unutuyoruz. Kendi değerimizi. Daha fazlasını isterken asıl isteklerimizi bile unutuyoruz. Gereken çabayı sergileyelim istediğimizi elde edelim tamam ama bir yerde de bırakalım zaman halletsin bazı şeyleri bizim adımıza.

HEPİMİZİN HAYATINDA:SOSYAL BULAŞMA

Kendimizi keşfetmek yerine hatta bazen kendi seçtiğimizi sandığımız yollar yerine etrafta gördüklerimizi uyguluyoruz. Bir rehbere ihtiyaç duyduğumuzda ilk iş başka insanların yaptıklarına bakıyoruz. Diğer insanların yaptığı seçimler ve davranışlarının bu ‘sosyal bulaşma’ aracılığıyla hepimizin hayatını fark ettiğimizden daha da etkilediğini söylüyor Psikolog Dr. Susan David. Peki hepimizin hayatının neredeyse her alanında olan bu ‘sosyal bulaşma’ nedir ? Bulaşma dendiğinde hepimizin aklına doğal bir temasla hızla yayılan bir virüs geliyor. Çalışmalar da bunu doğruluyor ve bazı davranışların gerçekten de soğuk algınlığı ve grip gibi olduğunu gösteriyor. Sosyal bulaşma da tam olarak bu aslında. Davranışlar da diğer insanlardan bize bulaşıyor. Temasta bulunduğumuz obez insan sayısı arttıkça obez olma riskimiz artıyor. Hatta o kadar kişisel ve bireysel bir karar sandığımız boşanma olasılığı bile akran grubumuzdaki boşanan insan sayısı arttıkça artıyor. Bazı davranışları ise temas halinde olmadan da kapabiliyoruz. Sadece arkadaş değil arkadaşlarımızın arkadaşlarının boşanması bile etkiliyor yani kararlarımızı. Neyin önemli olduğu, neyin bizi değerli ve farklı kıldığı konusunda doğduğumuz andan itibaren kültürün, reklamların, yetişme tarzımızın, dini eğitimlerimizin, aile ve arkadaşlarımızın etkisi altında kalıyoruz. Arkadaşınız her gün Starbucks’tan kahve alıyor olabilir, okulunda/kariyerinde daha başarılı olabilir, insan ilişkilerinde daha başarılı olabilir… Bağlam ne olursa olsun karşılaştırma hep karşılaştırmadır. Stanford Üniversitesi pazarlama bölümü profesörü iki yüz elli bin uçak yolcusunu incelemiş. Eğer yanımızdaki kişi uçakta alışveriş yapıyorsa bizim de yapma olasılığımızın %30 arttığını bulmuş. Küçük görünse de bu tür kararlar uzun vadede bilinçsiz kararlar olduğundan kendimizi öylece ‘akıntıya bırakmak’ hayatımızın anlamını tüketir. Amaçlı bir yaşam sürme isteğimiz suya düşer ve bütün bunlar başarmak istediğimiz şeyleri başaramayacağımız anlamına gelir. Dr. Susan David bize göre önemli olan şeyleri kılavuz olarak kullanabilmemiz için bize göre önemli olan şeylerle olan teması bırakmamamız gerektiğini söylüyor. “ Değerlerinizi çözümlemek için hiç zaman ayırmadıysanız her şeyi oluruna bırakıyorsunuz demektir. ” diye de ekliyor.

PLAN HAZIRLAMANIN PÜF NOKTALARI

Bazen planlı ve programlı bir insan olmayı kafanıza koyarsınız ama bir süre sonra artık bu planlama olayına uyamadığınızı ya da bu kadar sıkı takipte kalamadığınızı hatta bunun çok sıkıcı bir şey olduğunu düşünerek bırakırsınız. Bu yazım planlı olmak isteyip nereden başlayacağını bilemeyenlere gelsin. 1- Ajanda Edinin Öncelikle kendinize bir ajanda edinerek başlayın. Tabii bunun sayfalarında tarih yazan bildiğimiz ajandalardan olmasına gerek yok. Herhangi bir defterin boş sayfalarını kendi istediğiniz gibi tasarlayıp tarihleri bile istediğiniz şekilde yazarak kendinize özgü bir ajandaya sahip olabilirsiniz ki bunun ne kadar zevkli olduğunu gördüğünüzde plan yapmaya olan hevesinizin artacağını söyleyebilirim. Tabii yanınızda her yere taşıyacağınız bir defter olmasına dikkat ederseniz sizin için daha iyi olacaktır. 2- Sistem Oluşturun Günlük ,haftalık veya aylık nasıl bir plan oluşturacağınıza karar vermelisiniz. Sizin için hangisi daha kolay olur, işlerinizi nasıl planlamanız gerek gibi temel sorulara cevap vermelisiniz. Mesela lise, üniversite vs. gibi haftalık programla işleyen bir hayatınız varsa haftalık yapacağınız planlar sizin için daha faydalı olacaktır. 3- Önceliklerinizi Belirleyin Önceliğiniz okul mu, iş mi, çocuklarınızla/arkadaşlarınızla yapacağınız etkinlikler mi, katılacağınız aktiviteler mi önce bunları belirleyin programınızı hazırlarken. Sonra bunları da kendi içinde özelleştireceksiniz. Okuldan devam edersek hangi ders daha öncelikli, sınav tarihleri ne zaman, ne kadar sıklıkla ve ne zaman çalışmalısın gibi önemli noktalara karar verip hazırlamalısınız programınızı. 4- Küçük Notlar Alın Her şeyi önceden planlayamazsınız sonuçta. Gün içerisinde de pek çok farklı etkenle planlarınız sarkabilir, değişebilir bu gayet normaldir. Her şeyi yazdığımız gibi yaşasaydık bu bizi robotlaştırırdı ve planlı yaşamanın dışında farklı bir hal alırdı. Gün içinde gelişen ve değişen olayları o günün sayfasına veya kendi hazırladığınız notlar kısmına (artık nasıl düzenleyeceğiniz size kalmış) not alırsanız hem o gün yapmanız gereken şeyler doğduğunda hatırlamanız kolay olur hem de gelecek günler için not düştüğünüzde gün sonunda o notlara bakarak dağılımını yapabilirsiniz.

Luzrosa Blog

  • White Twitter Icon
  • White Instagram Icon